|
Down Sendromu, nedir
O?
Down Sendromu nasıl
oluşur?
Neden çocuğum Down Sendromlu?
Sonraki çocukların Down
Sendromlu olma riski nedir?
Doğumdan sonra, emzirme
hakkında notlar...
Down Sendromlu çocuklar
nasıl gelişir?
Down Sendromu, nedir O?
Down Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük
düşmanı bilgi eksikliğidir. Bu yüzden, "Down
Sendromu nedir?" sorusunu cevaplamaya çalışacağız.
Bunu yaparken kullanacağımız bazı terimler size
yabancı gelse de endişelenmeyin, bunların daha
doyurucu açıklamalarını gönüllü ailelerimizde
bulacaksınız.
En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun
vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir
kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır.
Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.
İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri,
kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden
oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik
ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla
çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom
onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin
çoğunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun
gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.
Çocuğunuzun
fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı
olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir.
Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı,
bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun
da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.
Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi,
Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve
hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey
çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi,
diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların
da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve
düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar
da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.
Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında
Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan
bir durum değildir. Down Sendromlu insanların,
insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu düşünülmektedir.
Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doğal bir
parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.
Yukarı
Down
Sendromu nasıl oluşur?
Down Sendromunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek
için genetik konusunda biraz daha detaylı bilgiye
gereksinim duyacağız. Sahip olduğumuz hücrelerin
çekirdeklerinin genlerden oluştuğunu ve taşıdığımız
fiziksel özelliklerle, kişiliğimizin ana unsurlarının
bu genlerde kodlanmış olduğundan söz etmiştik.
Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen çubuklarla
bağlıdır. Çoğumuzun her hücresinde, 46 kromozom
bulunmaktadır. Kromozomlar da çiftler halinde
kümelenmişlerdir, yani hücrelerimiz 23 çift kromozoma
sahiptirler.
Kromozom çiftlerimizin biri annemizin yumurtasından,
diğeri babamızın sperminden gelmektedir. İnsan
vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine
"germ hücreler"
denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan
oluşmuştur.
Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46
kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun oluşturduğu
ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre ortaya çıktığında
yeni hücre ilkinin özelliklerini taşımaktadır.
Dolayısıyla bebeğin genetik yapısı oluşacak ilk
hücreye bağlıdır. Kromozomlar ikişerli gruplar
halinde 23 çift olarak denge halindedirler.
Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla kromozoma
sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu durum, yani
üç kromozoma sahip olma Trizomi
olarak tanımlanır. Down Sendromu durumunda üç
kromozom oluşumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasında
oluştuğundan bu oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır.
Embriyo geliştikçe bu durum yeni oluşan hücrelere
aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma
sahip olmasına neden olur. Down Sendromlu insanların
%95'i söz ettiğimiz Nondisjuction
Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken,
tepesi koparak gövdenin alt kısmı diğerine yapışarak
21. Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation
türünün %60'ı döllenme sırasında oluşur, kalan
kısmı aileden kalıtım yoluyla gelmektedir. Dolayısıyla
Translocation türü kalıtımsal yolla oluşabilen
tek Down Sendromu türüdür ve sonraki hamileliklerde
tekrar etme olasılığı yüksektir.
Diğer bir tür olan Mosaicism,
Down Sendromlu insanların %1'inde görülür. Mosaicism'de
döllenme sonrasındaki ilk hücre bölünmelerinden
birinde yanlış bir bölünme oluşur. Böylece gelişen
embriyonun bazı hücreleri 46 kromozoma sahipken,
bir kısmı 47 kromozoma sahip olur. 47 kromozoma
sahip hücrelerin oranı çocuktan çocuğa değişkenlik
gösterir ve bu çocuklar Down Sendromu özelliklerinin
sadece bir kısmına sahip olurlar.
Down Sendromlu çocukların fazladan bir 21. Kromozomu
olmasına rağmen, diğer tüm kromozomları normaldir
ve görevlerini gereği gibi yerine getirmektedirler.
Dolayısıyla bazı özellikleri fazla kromozomun
neden olduğu artı proteinlerden dolayı olumsuz
yönde etkilense bile kişiliğinin ana hatları diğer
46 kromozomu tarafından belirlenir. Yukarı
Neden
çocuğum Down Sendromlu?
Down Sendromuna neden olan belirleyici faktörler
konusunda, annenin yaşı, radyasyon, troit antibodies,
uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler
ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik
kazanmış olanı yoktur. Sonuçta 21. Kromozom bilinmedik
bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede yerini
korumuştur.
Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun sıklığı
ile ilişkili olan tek istatistik veridir. Son
yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezliğinin
yalnızca anne yumurtasından değil baba sperminden
de kaynaklanabileceğini göstermiştir. Yukarı

*Tüm
doğumlar ile karşılaştırıldığında Down Sendromlu
çocuk sayısı
Sonraki
çocukların Down Sendromlu olma riski nedir?
Bu sorunun cevabı çocuğun kromozom değişiminin
türüne bağlıdır. Çocuk doğduktan sonra tekrar
etme riski Trizomi 21'de % 1'in altındadır. Anne
ve babanın yaşlarına bağlı değildir.
Mozaik formda risk yüksek değildir, fakat istisnalar
oluşmaktadır.
Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir,
o zaman tekrar etme riski yoktur.
Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik
olarak aktarıldığında, o zaman tekrar etme riski
% 8 ile % 10 arasında değişmektedir. Yukarı
Doğumdan
sonra, emzirme hakkında notlar...
Bir annenin tecrübeleri...
"Üçüncü çocuğumuzun doğumuna iyi hazırlanmıştık.
Ve iki çocuktan sonra bu bebeğimizin bakımıyla
ilgili hiçbir problem yaşamayacağımızı düşünmüştük.
Fakat her şey çok farklı gelişti. Doğumdan yarım
saat sonra Tolga'nın Down Sendromlu olduğunu öğrendik.
Bu bizim için bir şoktu. İki sağlıklı çocuktan
sonra böyle bir sorunla karşı karşıya kalabileceğimiz
aklımızın ucundan bile geçmemişti.
Diğer çocuklarımı emzirdiğimden Tolga'yı emzirmek
kadar doğal bir şey yoktu benim için. Fakat çocuk
kliniğindeki doktorlar böyle bir çocuğun emzirilmesinin
son derece güç olduğunu düşünüyorlardı. Fakat
anne sütü ile beslemenin önemini de gözardı etmiyorlardı.
Böylelikle sütümü pompalayıp çocuğumu anne sütü
ile beslemeye başladım. Özellikle onu kabullenememekten
dolayı hissettiğim suçluluk duygusundan sonra,
çocuğumun büyümesine katkıda bulunabilmek benim
için çok güzel bir histi.
Göğüsten emmeyi Tolga ancak 4 hafta sonra başarabilmişti.
Enfeksiyonlara karşı anne sütünden dolayı korunmuştu.
Ağız ve çene kasları anne göğsünü emmesinden dolayı
kuvvetlenmişti. Emzirme esnasındaki yakın ilişki
sayesinde bizi çok yakın zamanda algıladı ve 10
haftalıkken bize gülücükler dağıtıyordu."
Ayşe Tekneci
, İstanbul
Emzirmek, tüm bebekler için olduğu gibi Down
Sendromlu çocuklar için de son derece önemlidir.
Bu çocukların anne sütü ile beslenmeleri, ağız
sistemlerinin kuvvetlenmesini sağlar. Kuvvetli
şekilde emmek, normal bir ağız yapısının oluşmasının
en iyi yoludur. Emzirme ile alt çenenin gelişimi
ve dil hareketi sayesinde ağzın kapatılmasının
öğrenilmesi daha kolaydır. Çünkü Down Sendromlu
çocuklar bu konuda bazı zorluklar yaşarlar. Ağzın
kapatılmasına yönelik erken müdahaleler olumlu
sonuçlar vermektedir.
Sizin
ve çocuğunuz için önemli olan birlikte olmak ve
iyi bir ilişki kurmaktır. Emzirme buna da yardımcı
olabilir, fakat zorunlu değildir. Emzirmenin mümkün
olamadığı durumlarda çocukla besleme sırasında
da sıkı bir bağ kurulabilir. İlk günlerde çocuğu
beslemek çok zor olabilir, fakat pes etmeyin.
Çocuğunuzun ağzını kapamayı öğrenmesi, göğüsten
emzirmede biberona nazaran daha kolay olmaktadır.
Ayrıca bebeği emzirirken, emzirme ritmine uygun
bastırma veya çene altından hafiften okşamayla
yardımcı olunabilir. Bazen ilk etapta bir damla
sütü göğüsten ele alıp çocuğun ağzına itmek de
yararlı olabilir. Bu durumda, emzirme isteğini
uyandırmak için, parmak çocuğun ağzında hafiften
sağa sola oynatılmalı, bebek ancak emmeye başladığında
göğüs verilmelidir.
Emzirme esnasında da ara sıra parmakla bu şekilde
davranmak çocuğun emzirme isteğini çoğaltabilir.
Bebekteki emmeyi kolaylaştırabilmek için diğer
bir hareket de göğüsün ufak pompalamalarla ovuşturulmasıdır.
Göğüs ucu bebek tarafından daha kolay yakalanır
ve süt hemen gelir. Ayrıca bu yöntem sütün çoğalmasına
da yardımcı olmaktadır. Bebek tam doyurulamadığında
sütün pompalanıp biberondan verilmesi bebeğin
sağlığı için önemlidir.
Çoğu zaman birkaç hafta sonra bebeği sağlıklı
bir şekilde doyurmak mümkün olabilir. Bebeği emzirirken
farklı problemlerle karşılaşıldığında, anne bir
doktora başvurmalıdır. Diğer bilgileri ilgili
kurum ve kuruluşlardan alabilirsiniz. İletişim
adresleri broşürün arka sayfalarındadır. Yukarı
Down
Sendromlu çocuklar nasıl gelişir?
Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak
etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli olacaktır.
Çünkü kromozom değişimini geri almak mümkün değildir.
Fakat unutulmamalıdır ki bir çocuğun gelişimi
sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Çevre
ve öğrenme faktörleri de çocuğun gelişiminde çok
önemli ve etkilidir. Down Sendromlu çocukların
ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı
değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle
birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini
keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler.
Down Sendromlu bir çocuğun mümkün olduğu kadar
sosyal bir ortamda büyütülmesi, gelişimi için
son derece yararlıdır.
Çocuklar
1 yaşına kadar bazı önemli gelişmeler gösterirler.
Bu gelişmeler anne ve baba tarafından sevinçle
karşılanır. Örneğin ilk gülücük veya kendi başına
oturması, emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu
çocuklar birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç
öğrenir ve normal gelişme prosedürünü daha geç
tamamlarlar. Fakat çocuğunuzun bunların hepsini
öğreneceğine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu
çocuklar için aile içi yardımın yanı sıra geliştirme
ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı da çok
önemlidir.
Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin
üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların
öğrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan diğer
çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.
Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi
için önemlidir. Oyunların özellikle engelli çocuklar
için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk oyunları,
tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuğa keyif
verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma
ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuğa, kendisine
uygun olana katılma imkanı sağlar.
Diğer
çocuklar gibi, Down Sendromlu çocukların da fazla
oyuncağa ihtiyacı yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini
arttıracak ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak
madde ve materyallerine ihtiyaçları vardır. Oyunda
önemli bir diğer nokta ise başka çocukların da
bulunmasıdır. Çevrenizde çocuğunuza birlikte
oynayabileceği arkadaşlar arayın. Bunlar engelli
olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu çocuğunuzun
çok hoşuna gidecektir.
Birlikte oynamaktan engelli olmayan çocuklar
da zevk alacaktır. Çocuğun kardeşleri varsa doğal
olarak en iyi oyun arkadaşları onlar olacaktır.
İlk
yıllarda çocuğun gelişimi için bir destekleme
programı oldukça önemlidir. Erken destekleme sayesinde
çocuğunuz birçok şeyi daha erken öğrenebilir ve
böylelikle kendisini de geliştirebilir.
Çocuğa uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları
azaltabilir ve hareket gelişimini hızlandırabilir.
Çocuğun gelişebilmesi için yapılan yardım, öğrenme
ve geliştirme programları, tüm zihinsel ve gelişim
zorluğu çeken engelli çocuklar için aynıdır. Fakat
her çocuk tektir ve tek başına bir kişiliktir.
Bu nokta asla unutulmamalıdır.
Erken destekleme programları çok olumlu sonuç
vermektedir. Ancak bu tür programlar uygulanırken
sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür. Takdir edersiniz
ki çocukların zorunlu bir çalışma programına kıyasla
sevgiye ihtiyaçları çok daha fazladır. Ve anne-baba,
eğitim konusunu gereğinden fazla ön plana çıkarırsa
çocuğunun psikolojik dengesini olumsuz etkileyebileceğini
unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir diğer
nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar
birbirine çok fazla benzese de her birinin farklı
yetenekleri ve kişilik özellikleri taşıdığıdır.
2yaşında
konuşmayı destekleme programları önem kazanacaktır.
Çocuğun kendisini daha iyi ifade edebilmesi ve
algılamasını kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları,
kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak materyalleri
çok önem taşımaktadır. Fakat doğru bir seçim şarttır.
Örneğin seçilen bir kitabın içinde yer alan resim
ya da fotoğrafların tanınması ya da gündelik işlerde
kullanılan türden olması daha iyi sonuç verecektir.
Down Sendromu ile bağlantılı birçok hastalık
ve problem vardır. Çocukların üçte birinde kalp
problemleri vardır. Birçoğunun da mide ve bağırsak,
duyma ve görme problemlerinin yanı sıra yüksek
bir enfeksiyon olasılığı da vardır. Bu tür sorunlarda
erken teşhis ve uygun tedavi Down Sendromlu çocukların
hayat şartlarını pozitif olarak etkilemektedir.
Yukarı
|