Down Sendromu Nedir?
Özel Eğitim
Fizyoterapi
Dil Terapisi
Sık Sorulan Sorular
Aylık Bülten
Arşiv

 

 


Millet Cad. No. 11 D. 7 Yusufpaşa, Aksaray/İst.

Tel.: +90 212 632 74 45
Fax: +90 212 632 73 97

BankaHesap No.:
Vakıfbank Kuyubaşı Şb.
Hesap No.: 41357

Oluşturma tarihi
29.12.2001
Güncelleme tarihi
15.06.2002

designed by Murat Özkan

 
 
 
 

 

Tuvalet Eğitimi
Çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanması gerekli fizyolojik olgunluğa erişmesine bağlıdır. Bu olgunlaşma idrar kaslarının ve idrar kesesinin olgunlaşmasını içerir. Bu gelişim her çocukta aynı olmamakla birlikte 1.5-2 yaşlarında olur. Bu fiziksel olgunlaşma ile birlikte gelişen psikolojik, sosyal olgunlaşma da tuvalet alışkanlığı kazanılmasını etkiler.

Çocuğunuz idrar kaslarının gelişimi açısından gereken olgunlaşmaya erişmiş olabilir fakat yaşadığı aile ilişkisi yada bir olumsuz deneyim (bir kardeşin gelişi , anne- babanın ayrılması yada eşlerden birinin kısa süreli de olsa evden ayrılması gibi) bu süreci geciktirebilir yada kazanılmış olan bir gelişimin kaybedilmesine sebep olabilir. Anne- baba tutumları da bu alışkanlığın kazanılması ve sürdürülmesini etkiler. Bazen anne- baba ya çocuk fiziksel ve ruhsal olarak hazır değilken ısrarla tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışır yada çok fazla koruyucu davranıp çocuk hazır olduğu halde çocuğun böyle bir deneyim yaşamasına olanak tanımazlar. Tabii ki bu süreci etkileyen önemli noktalardan bazısı anne-babanın fazla ısrarcı, zorlayıcı hatta cezalandırıcı tutumlarıdır. Böyle bir yaklaşım çocuğun fizyolojik olarak hazır olduğu zaman geldiğinde de idrarını tutamamasına sebep olur.

Yapılabilecek en iyi yaklaşım kabaca 1.5-2 yaş arası yavaş yavaş tuvalet alışkanlığı kazandırmaya yönelik deneyimlere başlamaktır. Anne (bakıcı) çocuğu ilk önce tuvalet kavramı ile tanıştırmalıdır. O güne kadar bezine istediği zaman idrar boşaltma özgürlüğü olan çocuk bunu başka yerde yapması gerekeceğini bilemez. O yüzden öncelikle çocuğa bunu öğretmek gerekir. Çocukla birlikte tuvalete gitmek, oturakta -ya da klozet- belli bir süre oturmasını sağlamak yararlı olabilir. Eğer çocuk bu deneyime hazır değilse ve reddedici davranıyorsa zorlamayıp bir müddet sonra denemek daha iyi olacaktır.

Tuvaleti tanıyan, büyüklerin orada tuvaletini yaptığını kavrayan çocuk yavaş yavaş kendisi de sizden tuvalete gitmeyi isteyecektir. Çocuğun annenin elinden tutup tuvalete götürmesi ve sonunda da çişini yapması çocuk için en büyük adımdır. Bu durum çocuğun bu deneyime hazır olduğu anlamına gelir. Sonrasında gündüzleri altı bezlenmeyen çocuk zaman zaman idrarını kaçırabilir. Bu deneyimi yeterince yaşadıktan sonra gündüzleri hiç bezlenmeden bir yetişkin gibi tuvalet sorununu halledebilir. Geceleri ise başlangıçta bezlemek uygun olabilir çünkü çocuğun idrar kasları bir süre tutma ve gereken zamanda boşaltma için tam olarak hazır değildir ve geceleri de çocuk bilinçli olmadığı için altına kaçırabilir. Fakat zamanla çocuğu gündüz yaşamı ile paralellik göstermesi için geceleri de bezlenmemeye başlamak gerekir. Geceleri bezlenmemek, gündüzleri bu alışkanlığı kazanmış çocukta aynı şeyi gece de yapması gerektiği bilinci yerleştirir. Birkaç gece kaza yaşanmasına rağmen zamanla çocuk geceleri de idrarını tutmaya başlar.

Eğer çocuk bu dönemde anne dışında başka bir bakıcı ile beraberse (gündüz bakıcı gece anne gibi) ya da yuvaya gidiyorsa önemli olan yuva çalışanları ya da bakıcı ile annenin benzer yaklaşımları kullanmasıdır. Gündüz bakıcı ile olduğunda bezlenmeyen çocuk anne ile birlikte olduğunda da bu alışkanlığın devam etmesi gerekir. Unutmayalım ki çocuk yetiştirmede en önemli kavram tutarlılıktır. Çocuğun yakın çevresindekilerin çocukla ilgili konularda ortak fikre sahip olması çocuğun herhangi bir gelişimsel sorununu çözmesini kolaylaştırır.

Sonuç olarak; çocuğun tuvalet eğitiminde hem fiziksel olgunlaşmanın hem de psikolojik olarak hazır olmanın etkisi vardır. Gelişimsel olarak çocuklar her ne kadar belli bir olgunlaşmayı belli dönemlerde yaşasalar da her çocuk tektir ve her dönemi kendine göre farklı yaşar. Bu yüzden çocuk için uygun dönemde, çocuk hazır olduğunda anlayışlı, sabırlı ve ödüllendirici bir yaklaşımla çocuğun gelişimsel sorurunu çözmesine yardımcı olabilirsiniz.
Pedagog Arzu Akyüz


Çocuklarla İletişimde Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Çoğu zaman çocuklarımızın bizi anlamadığından, dinlemediğinden yakınırız. Peki biz onları ne kadar dinliyoruz, ne kadar anlamaya çalışıyoruz? Gün içinde öyle çok yanlışlıklar yapıyoruz ki bazen bunların farkına varıyor, bazen de varmıyoruz. Peki çocuklarımızla iletişim kurmak için ne yapmamız gerekir? İşte bu bölümde bunlardan bahsedeceğim.

Anne-babalar ve çocuğun ilişkide olduğu diğer yetişkinler çocuklarla ilişkilerinde çoğu zaman hatalarının farkına varmazlar. Bazen bu bir bakış,bir söz, bir davranış olabilir. Bizim için önemli bir anam ifade etmese de onların çocukça zihinlerinde olumsuz bir takım yargılara yol açabilir. Anne- babasının onu sevmediğini,önemsiz, güçsüz, değersiz bir yaratık olduğunun hissedebilir.

Çocuklarla iletişim çoğu yönüyle yetişkinler için gerekli kuralları kapsar. Bununla birlikte çocuğun çocuksu dünyası da göz önünde bulundurulmalıdır. Çocukların yetişkinlerden farklı anlama, kavrama, düşünme süreçlerine sahiptir ve hayal dünyaları da insanlarla ilişkilerinde önemli yere tutar.

Çocuklarla iletişimde çoğu zaman göz ardı ettiğimiz, bazen de sadece bilmekle yetinip uygulamaya geçirmediğimiz önemli kavramları şöyle açıklayabiliriz:
1- Dinlemek- Çocuğumuz bize bir şey anlatırken (bu bir problem, şikayet, gördüğü, yaşadığı herhangi bir olay,yada hayali bir hikaye olabilir.) onu dikkatle, önemseyerek dinlemeliyiz. Burada yüz ifademiz, duruşumuz, vücut yönelimimiz de çok önemlidir. Çocuğun yüzüne bakarak, mimiklerimizi de katarak onları dinlemeliyiz.

Biz yetişkinlerin sıkça yaptığı yanlışlardan biri dinlemek yerine "dinliyor gibi yapmak"tır. Ben bu davranışa "geçiştirmek" diyorum. Eğer çocuğumuzu o anda uygun olmadığımız için dinleyemiyorsak o konuşmayı kısa bir zaman sonraya erteleyebiliriz. Yine de en tercih edileni çocuk olayın heyecanında iken onu dinlemeye çalışmaktır.

2- Anlamak- Çocuğun anlattığı şeyi dikkatle dinlerken ne demek istediğini, olaya karşı hissettiklerini, ne kadar etkilendiğinin anlamaya çalışmalıyız. Olay nedir? Çocuk için anlamı nedir? Örneğin çocuğunuzun en çok sevdiği bebeğinin kolunun kırılması sizin için çok önemli olmayabilir, sonuçta alt tarafı bir bebektir ve yerine yenisi alınabilir yada tamir edilebilir. Fakat çocuğunuzun iç dünyasında çok önemli bir yer tutuyordur ve bir başka oyuncak onun yerini almayabilir. Çocuk için çok önemli olan konularda onları anlamak ve saygı duymak ilişkide çok önemlidir.

3- Küçük şeylere dikkat etmek- küçük ayrıntılara dikkat etmek ve bunu çocuğunuza belirtmek çocuğunuza verdiğiniz önemi göstermek açısında çok önemlidir. Konuşmada, davranışlarda, değişiklikler, yenilikleri fark etmek ve bunları çocuğunuza belirtmek çocuğunuzu çok mutlu edecek ve önemsendiğini hissedecektir. Size olan güveni artacaktır.

Örneğin daha önce söyleyemediği bir kelimeyi söylediğinde, değişen yüz ifadesini gördüğünüzde (aniden kızgın, üzgün, sevinçli, düşünceli bir ifade alması gibi) bunu belirtmek ve bu farklılık hakkında konuşmak istemek çocuğun kendine güveninin arttırmağa yardımcı olacaktır.

4- Verilen sözü tutmak- Çocuklarla iletişimde en önemli kavramlardan biridir. Anne- baba söz verdiğine bunu yapıp yapamayacakları, her iki durumun sonunda olabilecekleri göz önünde bulundurmalıdır. Yapamayacağı yada ciddiye almayacağı bir sözü vermek, başlangıçta yapamayacağını söylemekten daha az zarar vermez. Verilen sözü tutmama çocuğun anne- babaya olan güvenini zedeler ve ilişkide sorunlar yaratır.

5- Beklentilerin açıklığa kavuşturulması- Ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, ne zaman yapılacağı konusundaki beklentiler açıklığa kavuşturulmazsa, farklı beklentiler içinde olma her iki taraf için hayal kırıklığına yol açabilir. Aile içinde kim neyi, ne zaman ve nasıl yapar? Konularının açıklığa kavuşturulması, aile içindeki beklentilerin çatışmasını ve çocukların yanlış anlamalarla hayal kırıklığı yaşamasını engeller.

Örneğin küçük yaştan itibaren istediği her şeyin hiçbir engel olmaksızın yerine getirildiğini gören çocukta anne- babasının gücünün her şey yettiği, istediği zaman her şeyi yapma hakkı olduğunu düşünebilir. Anne- babalar yaptıkları yanlış hareketlerle (aşırı hediye alma, hataları görmezden gelme, istenileni anında yapma)çocuğun zihnindeki beklentileri destekler. Bir gün gelir ki anne- babanın yapamayacağı, elinden gelmeyen bir şey olur ve istediği her şeyin olacağı beklentisindeki bir çocuk büyük hayal kırıklığı yaşar ve olumsuz tepkiler gösterir. (küsme, ağlama, eşyalara zarar verme, ilgisi olmayan olaylara karşı negatif davranma, ısrar etme ....)

Bütün bunlarla birlikte çocuğun olumlu davranışlarını taktir etme, becerilerini, yeni başarılarını, yeteneklerini övgü ile anlatma dürüst bir yaklaşımla çocuklarımızla olumlu ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır. Eğer dinlemezsek, dinlemeye çalışmazsak, kendi beklentilerimizi ve yapabileceklerimizi dürüstçe anlatmazsak sağlam temelleri, olan ilişkiler kuramayız.

Dikkat edeceğimiz küçük bir not- Asla çocuklarınızın davranışlarını kendi dünyanızın kurallarına göre değerlendirmeyin. Onlara davranışlarınızla gerçek dünya kurallarını öğretmeye çalışın,aynı zamanda onların kendi çocuksu dünyaları içinde algılama, öğrenme, düşünme ve hayal kurma yetileri olduğunu göz önünde bulundurun.

Not: Daha geniş bilgi için Doğan Cüceloğlu'nun "İçimizdeki Çocuk" ve" İyi düşün Doğru Karar Ver" kitaplarının okuyabilirsiniz.

<< Bir önceki sayfa