Down Sendromu Nedir?
Özel Eğitim
Fizyoterapi
Dil Terapisi
Sık Sorulan Sorular
Aylık Bülten
Arşiv

 

 


Ördekkasap Mah. Aşağı Gureba Cad. Bezmialem Sok. Cevahiroğlu Apt. No:16 Çapa - İstanbul

Tel.: +90 212 534 70 33

ING Bayrampaşa Şubesi : TR36 0009 9004 0914 5200 100001

Vakıfbank Kuyubaşı Şubesi: TR85 0001 5001 5800 7286 820287

Türkiye Finans Bayrampaşa Şb.: TR92 0020 6000 0900 4362 230001


Oluşturma tarihi
29.12.2001
Güncelleme tarihi
15.06.2002

designed by Murat Özkan

 
 
 

 

ÖVGÜ YILMAZ 26.10.1991

Vakfımızın şeker kızı. İçi öylesine kıpır kıpır ki; her şeye yetişmeye çalışıyor. Bale ve yüzmenin yanı sıra iyi bir halk oyunları oyuncusu aynı zamanda. Onunla sohbet etmek bizim için ayrı bir keyif doğrusu.

Sevgili Övgü, yüzündeki tatlı gülüş hiç eksik olmasın. Başarılarının devamı dileğiyle...

 

Baba Erdem Yılmaz'ın duyguları ile ÖVGÜ.

Duyguların en güzeli baba olmak! Tarifi imkansız bir coşku ile karşılıyorum o anı; bir bebeğimiz olacak!.. Öylesine konuşuyoruz eşimle; kız mı olsa oğlan mı? Ne fark eder ki ... Eşimi kutluyor, sağlıklı ve hayırlı bir evlat olsun yeter diyorum ama kız evladın yeri de başka oluyor yani...

Zaman çok uzun geliyor artık. Eşim de ben de hayallerimizle süslüyor, hayallerimizde büyütmeye çalışıyoruz bebeğimizi.

Henüz yeni doğmuş, yumuşacık bembeyaz teni, minnacık elleri, yemyeşil gözleri ve tel tel bir tutam altın sarısı saçları... Hemen ayırt ediyoruz yaşıtlarının arasından. Bu bizim bebeğimiz diyoruz. Bir gülücük gönderiyor bize, birer öpücük konduruyoruz karşılığında. Büyüyecek diyoruz, kendi ayaklarının üzerinde duracak elbette...

Sağlıklı, neşeli, huzur dolu, mutlu ve son lokmasına kadar mamasını yediği günlerin yanı sıra annesinin sütünü bile istemediği, hasta, ateşli ve ağlamaklı günlerini canlandırıyoruz hayallerimizde. Hayatın tatlı cilveleri diyoruz gülümseyerek hayallerimize...

Ne de çabuk gelmiş ilk doğum günü. Ne hediye alsak bir türlü karar veremiyoruz. Benim tercihim yine de bir kız çocuğuna alınabilecek türden elbette. Coşku ile kutluyoruz ilk doğum gününü. Tebrikler... Kutlamalar... Pastalar... Doğum günleri birbirini izliyor. Her defasında daha çabuk gelse diyoruz bir sonraki doğum günü.

Merakla soruyorum eşime; ne zaman emekleyecek, ne zaman sıralayacak? Cevabı biraz nükteli! "Hepsi zamanı gelince" diyor ve ekliyor " Anne diyecek, baba diyecek. Bizimle konuşmaya başlayacak elbette. En çok ta beni sevecek" "Hayır beni". İkimizi de birden sevmeli diyoruz.

Hayatın tüm zorluklarına rağmen her yaşın tüm ihtiyaçlarını karşılamalıyız diyoruz bebeğimizin. Öğretmeli ve eğitmeliyiz onu. İkimiz de hemfikiriz bu konuda. Çünkü bizden sonra da bizsiz sürdürecek hayatını elbette. Kendini yetiştirmeli, hayata hazırlamalı diyoruz.

Evde sıkılmaya başladı bile. Yuva yaşı geldi artık. Tam gün mü gitse yuvaya, yarım gün mü? Karar vermeye çalışıyoruz ki yuva oyunları başlamış bile. Becerilerini geliştirmiş, arkadaşlıklar kurmuş, sevgimize ortak öğretmen ve eğitmenle kuşatmış etrafımızı adeta. Çocuk müsamerelerine hazırlanmış, müziği, baleyi, folkloru ve daha nice becerileri kazımış adeta belleğine. Yuva çayında öğretmeni gururla dikiliyor karşımıza "İşte bu sizin bebeğiniz!" Hayır diyoruz alçakgönüllülükle ve ekliyoruz "Bu sizin eseriniz."

İlköğretime başlamalı artık diyorum, eşim itiraz ediyor "Bir yıl daha gitmeli yuvaya, eğer çocuk ise çocukluğunu yaşasın bir yıl daha." Neden olmasın diyorum.

Bir yıl daha geçmiş, okul mu bulsak, öğretmen mi telaşına düşüyoruz birden. Bu çok önemli çünkü, öğrendiklerini bize öğretmeye başlayacak artık. 1. sınıf, 2. sınıf, 3.sınıf, 4. sınıf... Okuyor, büyüyor artık bebeğimiz!

Tam o anda bir el dokunuyor omzuma "Bu bebeğin babasınız sanırım" diyor. Evet diyorum ve hemen ekliyor " Ben hekimim ve sizinle biraz konuşmalıyım" Buyrun diyorum, tedirginliğinden belli ki işinin pek ehli değil..! Konuşmaya başlıyor. "Bebeğiniz DOWN! Hani halk dilinde MONGOL derler işte ondan. Eğer tahminimiz doğru çıkarsa yapacak pek bir şey yok. Bu tür bebekler zaten çok uzun yaşamazlar, 10-20 bilemedin 30... Annesi hastaneden çıkıp eve gidince uygun bir dille kendisine siz açıklar ve genetik servisine gidip gerekli laboratuar tetkiklerini yaptırırsınız artık..!"

Omzuma dokunan ve hekim olduğunu söyleyen o el bir anda azrail oluveriyor sanki...Hayallerimizde büyüttüğümüz bebeğimizi elimizden alıp bambaşka bir yaratık sunuyor sanki bize..! Hayallerimizdeki bebeğimiz öldü, bebeğimiz öldü...diyoruz..

Genetik tetkikler doğru çıksa da omzuma dokunan elin yanıldığını erken fark ediyoruz eşimle birlikte. Hayallerimizde büyüttüğümüz bebeğimize kavuşmak için birlikte çıkıyoruz tekrar hayat yoluna...! Ve şimdi çok şükür ki hayalimizdeki bebeğimizi kurtardık azrailin elinden. ÖVGÜ'müze kavuştuk. ÖVGÜ ile yapıyoruz her işimizi ve şimdi İlköğretim 4. Sınıfa gidiyor ÖVGÜ yaşıtlarıyla birlikte.

Aynen hayalimizdeki bebek gibi...