|
Down Sendromu, nedir
O?
Down Sendromu nasıl
oluşur?
Neden çocuğum Down Sendromlu?
Sonraki çocukların Down
Sendromlu olma riski nedir?
Doğumdan sonra, emzirme
hakkında notlar...
Down Sendromlu çocuklar
nasıl gelişir?
YAŞAMIN
FARKLI YÜZÜ
Down Sendromlu Çocuk Sahibi
Aileler İçin İlk Bilgiler
Sevgili anne ve babalar,
Dokuz ay boyunca heyecanla beklediğiniz bebeğinizin
Down Sendromlu olduğunu öğrendiniz. Yaşadığınız
hayal kırıklığı nedeni ile yeni doğmuş bebeğinize
karşı sevginizi yeterince gösterememektesiniz.
Çünkü beklediğinizden, düşündüğünüzden daha da
önemlisi istediğinizden farklı bir çocukla karşı
karşıyasınız. Ne yapacağınızı, nasıl davranacağınız
bilmiyor ve kendinizi yapayalnız hissediyorsunuz...
Down Sendromu ile yeni tanışan her anne, baba
sizinle aynı hisleri paylaşıyor. Ancak hislerinizi
olumlu kılmak ve hayatı yeniden keyifli hale getirmek
sizin elinizde!
Down Sendromu hayatınızdaki pek çok şeyi değiştirebilir.
Üstesinden gelmeniz gereken birçok sorun sizi
bekliyor. Şu an daha zor görünse de sizden önceki
anne ve babaların tecrübe ve deneyimlerinden yararlanabilirsiniz.
Unutmayın ki sizin çocuğunuz da sevgi dolu,
neşe dolu bir çocuktur. Tüm çocuklar gibi sevgiye,
şefkate, oyuna, ilgiye ve arkadaşlara ihtiyacı
vardır.
Onun için en faydalı şey ise huzurlu bir aile
ortamıdır.
Engelli doğan bebeğiniz yüzünden, sizin ve ailenizin
yaşantısı asla değişmek zorunda değildir. Kendinizi
feda etmek zorunda ise hiç değilsiniz. Yaşantınızı
normal bir şekilde yürütebilmek için destek ve
yardım alabilirsiniz.
Aile ve çocuklarınız için tüm iyi dileklerimizle,
Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı, 1998
Yeni anne babaya mektup.....
Kısa bir süre önce Down Sendromlu yeni bebeği
olan bir annenin erkek kardeşinden bir mektup
geldi. Mektubunda "Kız kardeşim bebeği Down
Sendromlu olduğu için depresyona girdi. Lütfen
kız kardeşimin daha fazla üzülmemesi için yaşadığınız
olumlu şeyleri ona yazın" diyor. Cevap olarak
biz de aşağıdaki mektubu yazdık. Özlem'in anne
babasının yaşadıklarını bütün ailelerle paylaşmak
istedik.
***********RESİM 001********
Merhaba,
Kızınız Özlem'in doğumundan dolayı sizleri tebrik
ederiz. Bizim de Hakan isimli 6 aylık oğlumuz
var. Hakan'da Down Sendromlu. Bu bakımdan neler
hissettiğinizi anlıyoruz. İlk günlerde böyle bir
durumu kabul etmek çok zordu. Güzel hayaller kurmuş
ancak bunun yerine çok farklı şeylerle karşılaşmıştık.
Ümit ettiğiniz küçük kızı yitirdiğiniz için yakınmaktan,
ağlamaktan korkmayın. Hakan doğduktan sonra ilk
geceler hep içki içtim çünkü bu sayede uykuya
dalabiliyordum.
Ama hep daha iyiye gidiyor. Üstesinden gelebildiğiniz
noktada acı gerçekten azalmaya başlıyor. Sonra
güzel küçük bebeğinizle baş başa kalıyorsunuz.
Hakan çok tatlı bir bebek ve bize çok ihtiyacı
var. Hakan için güçlü olmalıyız. Belki Hakan nükleer
fizikçi olamayacak ama sıkı çalışmayla ve sevgiyle,
Hakan kendi kendine bakabilecek ve en önemlisi
mutlu olabilecek.
Okuduğum bir kitapta Down Sendromlu bir kızı
olan yabancı bir aileyle ilgili olarak şunlar
anlatılıyordu: "Durum onlara anlatıldıktan
sonra yeni doğan bebeklerini eve getirmeyip, bunun
yerine enstitüde bakılması için hastaneye bırakmaya
karar verdiler. Eve yeni doğan bebeklerini almadan
dönünce, büyük oğullarına Down Sendromlu bebeğin
problemlerini ve niçin eve getirmediklerini anlattılar.
Bunun üzerine küçük çocuk ' Baba, eğer bana bir
şey olursa ve artık güzel görünmezsem bu beni
de yollayacaksınız anlamına mı geliyor?' diye
sordu. Bunun üzerine aile hemen gidip yeni doğan
çocuklarını eve getirdi."
Bu olay gösteriyor ki ne olursa olsun çocuklarımızı
sevmeliyiz. Doğru kromozom sayısına sahip sağlıklı
çocukların da başına kötü şeyler gelebilir ama
biz onları sevmeye devam ederiz.
Down Sendromu hakkında çok az bilgimiz var ama
gerçek şu ki bugün hayattaki bütün yetişkin Down
Sendromlu kişiler onları istemeyen ve yardım etmek
için hiçbir şey yapmamış toplum içinde yetiştiler.
Ama zaman değişti. Artık bizim çocuklarımız gibi
engelli olan kişilere ihtiyaçları olan yardımı
sağlayacak pek çok kurum var.
Biliyoruz ki erken teşhis konulan Down Sendromlu
bir çocuk erken teşhis konulmayan bir çocuktan
daha hızlı gelişmekte. Bazı durumlarda "ortalama
normal" çocuklardan bile daha hızlı ilerlemekteler.
Muhtemelen yakın bir gelecekte bulunacak yeni
tedavi yöntemleriyle, çocuklarımız ümit edebileceğimizden
daha ileri düzeye erişebilecekler.
Down Sendromlu bir çocuğu yetiştirmenin kolay
olduğunu söylemeyeceğim. Ama "normal"
bir çocuğu da yetiştirmek kolay değildir. Gerçek
şu ki çok zor bir uğraş ama bu size muhteşem ödüllerle
geri dönecektir. Kızınızın, sizin onu sevmenize
ihtiyacı var. Bu sevgi karşılığında o da sizi
sevecek ve daha çok çalışacaktır. Kızınız diğer
bütün bebeklerin yaptığı her şeyi yapacaktır.
Bu biraz daha fazla zaman alacak ve belki biraz
daha çok çalışması gerekecektir ama büyümekte
olan bir çocuğun bütün kilometre taşlarına erişecektir.
Normal çocuklarla okula gidecek, okuma yazma öğrenecek,
başarılı olacaktır. Ondan çok fazla şey bekleyin
ve bence onun ne kadar ilerlediğini görünce şaşıracaksınız.
Son olarak sizle iki ilginç istatistik bilgiyi
paylaşmak istiyorum. Bunlardan ilkine göre, Down
Sendromlu çocuğu olan %50 ile 75 arasındaki ailelerin
ilk şoktan sonra daha güçlü ve ödüllendirici bir
deneyime sahip oldukları görülmüş. Diğer çalışmada
ise genç çocuk sahibi annelere küçük çocuklarının
üstesinden gelip gelemedikleri sorulmuş. Üçte
ikisinden fazlası başarabildiklerini söylemişler.
Down Sendromlu bebeği ya da küçük çocuğu olan
annelerin bu soruya verdikleri cevapla normal
çocuk sahibi annelerin cevapları arasında fark
görülmemiş.
Siz yeni doğan çok güzel bir bebeğin annesi
olduğunuz için onunla baş edebilmelisiniz. Özlem
sizin bebeğiniz ve ondan siz sorumlusunuz. Dünyaya
gelen her çocuğun annesine ihtiyacı olduğu gibi
onun da size ihtiyacı var. Sonuç olarak diyebiliriz
ki bu gemiye bineceğimiz bize sorulmadı ama biz
içindeyiz ve şimdi çocuklarımıza göz kulak olmalıyız.
Hakan'ın ağlamasını duyuyorum. Sanırım annesi
bugün biraz geç yatacak. Bebekler gerçekten ele
avuca sığmayan varlıklar!
Tekrar tebrik ederiz. İstanbul'daki arkadaşlarından
Özlem'e kucak dolusu öpücükler.
Sevgilerimizle
İlk haftalar, en zor haftalardır...
Anne ve baba için bebeklerinin Down Sendromlu
olduğunu öğrenmek büyük bir şoktur. Çoğu zaman
ne yapacaklarını bilemezler ve endişe içindedirler.
Kızgınlık, acı, üzüntü ve suçluluk gibi son derece
yoğun duygular yaşarlar.Tüm bu tepkiler normaldir.
Bunları, Down Sendromu ile karşı karşıya kalan
anne ve babalar anlatıyor. Ayrıca nasıl yavaş
yavaş yeni yaşamlarına uyum sağladıklarını da
.
**********RESİM 105*******
Bu broşürü, sizlere Down Sendromlu çocukları,
yazı ve fotoğraflarla tanıtarak, çocuğunuz ve
sizin için doğru yolu bulmanıza yardımcı olmak
amacı ile hazırladık. Broşürümüz anne ve babaya,
bir yaşam yolunda doğumdan okul yaşına kadarki
ilk adımları göstermektedir. Down Sendromlu çocuklar
için ne gibi destek programları olduğu, hangi
özel problemlerle karşı karşıya kalabileceğiniz
ve Down Sendromu'nun nedenleri broşürümüzde kısaca
açıklanmıştır. Fakat en önemlisi, broşürümüzle
size, çocuğunuzu olduğu gibi kabul etme ve onunla
birlikte yaşamayı öğrenme yolunda güç ve destek
vermek istiyoruz.
Down Sendromlu çocukları olan anne ve babaların
sözleri...
"Ne yaparsanız yapın yaşam allak bullak
oluyor!"
"Bağırmak ve kaçmak istedim, ama nereye?
Bebek buradaydı ve bana ihtiyacı vardı."
"Normal şekilde önemsemek yeterli olmuyordu."
"Tüm dünya bize umutsuz ve üzgün görünüyordu."
"Niye bizim bebeğimiz, sorusu aklımdan çıkmıyordu."
"Anne ve baba için ebedi sevmeyi öğrenmek
çok zor."
Pek çok anne ve baba, yeni doğmuş bebeklerinin
Down Sendromlu olmasından fazlasıyla üzüntü duysa
da, çocuğa karşı davranışları birlikte yaşadıkça
değişiyor.
"Çocuğumuzun engelli olduğunu kabul etmek
bizim için çok zordu. Fakat bugün herşey çok güzel."
"Burcu, bizim ailemizin pırlantası, o tek
başına bir kişilik."
"Çocuğumuza karşı olan sevgimiz bize kuvvet
ve güç verdi."
"Umut'suz bizim ailede bir kalp eksik olurdu."
"Abi olarak gerçekten çok iyi. Kardeşini
öyle bir seviyor ki, oğlumuzla gurur duyuyoruz."
Down Sendromu, nedir O?
Down Sendromlu çocuk sahibi ailelerin en büyük
düşmanı bilgi eksikliğidir. Bu yüzden, "Down
Sendromu nedir?" sorusunu cevaplamaya çalışacağız.
Bunu yaparken kullanacağımız bazı terimler size
yabancı gelse de endişelenmeyin, bunların daha
doyurucu açıklamalarını gönüllü ailelerimizde
bulacaksınız.
En basit tanımıyla Down Sendromu çocuğunuzun
vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir
kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır.
Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.
İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri,
kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden
oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik
ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla
çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom
onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin
çoğunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun
gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.
Çocuğunuzun
fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı
olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir.
Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı,
bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun
da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.
Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi,
Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve
hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey
çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi,
diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların
da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve
düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar
da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.
Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında
Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan
bir durum değildir. Down Sendromlu insanların,
insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu düşünülmektedir.
Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doğal bir
parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.
Yukarı
Down
Sendromu nasıl oluşur?
Down Sendromunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek
için genetik konusunda biraz daha detaylı bilgiye
gereksinim duyacağız. Sahip olduğumuz hücrelerin
çekirdeklerinin genlerden oluştuğunu ve taşıdığımız
fiziksel özelliklerle, kişiliğimizin ana unsurlarının
bu genlerde kodlanmış olduğundan söz etmiştik.
Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen çubuklarla
bağlıdır. Çoğumuzun her hücresinde, 46 kromozom
bulunmaktadır. Kromozomlar da çiftler halinde
kümelenmişlerdir, yani hücrelerimiz 23 çift kromozoma
sahiptirler.
Kromozom çiftlerimizin biri annemizin yumurtasından,
diğeri babamızın sperminden gelmektedir. İnsan
vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine
"germ hücreler"
denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan
oluşmuştur.
Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46
kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun oluşturduğu
ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre ortaya çıktığında
yeni hücre ilkinin özelliklerini taşımaktadır.
Dolayısıyla bebeğin genetik yapısı oluşacak ilk
hücreye bağlıdır. Kromozomlar ikişerli gruplar
halinde 23 çift olarak denge halindedirler.
Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla kromozoma
sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu durum, yani
üç kromozoma sahip olma Trizomi
olarak tanımlanır. Down Sendromu durumunda üç
kromozom oluşumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasında
oluştuğundan bu oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır.
Embriyo geliştikçe bu durum yeni oluşan hücrelere
aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma
sahip olmasına neden olur. Down Sendromlu insanların
%95'i söz ettiğimiz Nondisjuction
Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken,
tepesi koparak gövdenin alt kısmı diğerine yapışarak
21. Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation
türünün %60'ı döllenme sırasında oluşur, kalan
kısmı aileden kalıtım yoluyla gelmektedir. Dolayısıyla
Translocation türü kalıtımsal yolla oluşabilen
tek Down Sendromu türüdür ve sonraki hamileliklerde
tekrar etme olasılığı yüksektir.
Diğer bir tür olan Mosaicism,
Down Sendromlu insanların %1'inde görülür. Mosaicism'de
döllenme sonrasındaki ilk hücre bölünmelerinden
birinde yanlış bir bölünme oluşur. Böylece gelişen
embriyonun bazı hücreleri 46 kromozoma sahipken,
bir kısmı 47 kromozoma sahip olur. 47 kromozoma
sahip hücrelerin oranı çocuktan çocuğa değişkenlik
gösterir ve bu çocuklar Down Sendromu özelliklerinin
sadece bir kısmına sahip olurlar.
Down Sendromlu çocukların fazladan bir 21. Kromozomu
olmasına rağmen, diğer tüm kromozomları normaldir
ve görevlerini gereği gibi yerine getirmektedirler.
Dolayısıyla bazı özellikleri fazla kromozomun
neden olduğu artı proteinlerden dolayı olumsuz
yönde etkilense bile kişiliğinin ana hatları diğer
46 kromozomu tarafından belirlenir. Yukarı
Neden
çocuğum Down Sendromlu?
Down Sendromuna neden olan belirleyici faktörler
konusunda, annenin yaşı, radyasyon, troit antibodies,
uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler
ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik
kazanmış olanı yoktur. Sonuçta 21. Kromozom bilinmedik
bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede yerini
korumuştur.
Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun sıklığı
ile ilişkili olan tek istatistik veridir. Son
yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezliğinin
yalnızca anne yumurtasından değil baba sperminden
de kaynaklanabileceğini göstermiştir. Yukarı

*Tüm
doğumlar ile karşılaştırıldığında Down Sendromlu
çocuk sayısı
Sonraki
çocukların Down Sendromlu olma riski nedir?
Bu sorunun cevabı çocuğun kromozom değişiminin
türüne bağlıdır. Çocuk doğduktan sonra tekrar
etme riski Trizomi 21'de % 1'in altındadır. Anne
ve babanın yaşlarına bağlı değildir.
Mozaik formda risk yüksek değildir, fakat istisnalar
oluşmaktadır.
Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir,
o zaman tekrar etme riski yoktur.
Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik
olarak aktarıldığında, o zaman tekrar etme riski
% 8 ile % 10 arasında değişmektedir. Yukarı
Doğumdan
sonra, emzirme hakkında notlar...
Bir annenin tecrübeleri...
"Üçüncü çocuğumuzun doğumuna iyi hazırlanmıştık.
Ve iki çocuktan sonra bu bebeğimizin bakımıyla
ilgili hiçbir problem yaşamayacağımızı düşünmüştük.
Fakat her şey çok farklı gelişti. Doğumdan yarım
saat sonra Tolga'nın Down Sendromlu olduğunu öğrendik.
Bu bizim için bir şoktu. İki sağlıklı çocuktan
sonra böyle bir sorunla karşı karşıya kalabileceğimiz
aklımızın ucundan bile geçmemişti.
Diğer çocuklarımı emzirdiğimden Tolga'yı emzirmek
kadar doğal bir şey yoktu benim için. Fakat çocuk
kliniğindeki doktorlar böyle bir çocuğun emzirilmesinin
son derece güç olduğunu düşünüyorlardı. Fakat
anne sütü ile beslemenin önemini de gözardı etmiyorlardı.
Böylelikle sütümü pompalayıp çocuğumu anne sütü
ile beslemeye başladım. Özellikle onu kabullenememekten
dolayı hissettiğim suçluluk duygusundan sonra,
çocuğumun büyümesine katkıda bulunabilmek benim
için çok güzel bir histi.
Göğüsten emmeyi Tolga ancak 4 hafta sonra başarabilmişti.
Enfeksiyonlara karşı anne sütünden dolayı korunmuştu.
Ağız ve çene kasları anne göğsünü emmesinden dolayı
kuvvetlenmişti. Emzirme esnasındaki yakın ilişki
sayesinde bizi çok yakın zamanda algıladı ve 10
haftalıkken bize gülücükler dağıtıyordu."
Ayşe Tekneci
, İstanbul
Emzirmek, tüm bebekler için olduğu gibi Down
Sendromlu çocuklar için de son derece önemlidir.
Bu çocukların anne sütü ile beslenmeleri, ağız
sistemlerinin kuvvetlenmesini sağlar. Kuvvetli
şekilde emmek, normal bir ağız yapısının oluşmasının
en iyi yoludur. Emzirme ile alt çenenin gelişimi
ve dil hareketi sayesinde ağzın kapatılmasının
öğrenilmesi daha kolaydır. Çünkü Down Sendromlu
çocuklar bu konuda bazı zorluklar yaşarlar. Ağzın
kapatılmasına yönelik erken müdahaleler olumlu
sonuçlar vermektedir.
Sizin
ve çocuğunuz için önemli olan birlikte olmak ve
iyi bir ilişki kurmaktır. Emzirme buna da yardımcı
olabilir, fakat zorunlu değildir. Emzirmenin mümkün
olamadığı durumlarda çocukla besleme sırasında
da sıkı bir bağ kurulabilir. İlk günlerde çocuğu
beslemek çok zor olabilir, fakat pes etmeyin.
Çocuğunuzun ağzını kapamayı öğrenmesi, göğüsten
emzirmede biberona nazaran daha kolay olmaktadır.
Ayrıca bebeği emzirirken, emzirme ritmine uygun
bastırma veya çene altından hafiften okşamayla
yardımcı olunabilir. Bazen ilk etapta bir damla
sütü göğüsten ele alıp çocuğun ağzına itmek de
yararlı olabilir. Bu durumda, emzirme isteğini
uyandırmak için, parmak çocuğun ağzında hafiften
sağa sola oynatılmalı, bebek ancak emmeye başladığında
göğüs verilmelidir.
Emzirme esnasında da ara sıra parmakla bu şekilde
davranmak çocuğun emzirme isteğini çoğaltabilir.
Bebekteki emmeyi kolaylaştırabilmek için diğer
bir hareket de göğüsün ufak pompalamalarla ovuşturulmasıdır.
Göğüs ucu bebek tarafından daha kolay yakalanır
ve süt hemen gelir. Ayrıca bu yöntem sütün çoğalmasına
da yardımcı olmaktadır. Bebek tam doyurulamadığında
sütün pompalanıp biberondan verilmesi bebeğin
sağlığı için önemlidir.
Çoğu zaman birkaç hafta sonra bebeği sağlıklı
bir şekilde doyurmak mümkün olabilir. Bebeği emzirirken
farklı problemlerle karşılaşıldığında, anne bir
doktora başvurmalıdır. Diğer bilgileri ilgili
kurum ve kuruluşlardan alabilirsiniz. İletişim
adresleri broşürün arka sayfalarındadır. Yukarı
Down
Sendromlu çocuklar nasıl gelişir?
Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak
etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli olacaktır.
Çünkü kromozom değişimini geri almak mümkün değildir.
Fakat unutulmamalıdır ki bir çocuğun gelişimi
sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Çevre
ve öğrenme faktörleri de çocuğun gelişiminde çok
önemli ve etkilidir. Down Sendromlu çocukların
ihtiyaçları diğer çocukların ihtiyaçlarından farklı
değildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle
birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini
keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler.
Down Sendromlu bir çocuğun mümkün olduğu kadar
sosyal bir ortamda büyütülmesi, gelişimi için
son derece yararlıdır.
Çocuklar
1 yaşına kadar bazı önemli gelişmeler gösterirler.
Bu gelişmeler anne ve baba tarafından sevinçle
karşılanır. Örneğin ilk gülücük veya kendi başına
oturması, emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu
çocuklar birçok şeyi diğer çocuklardan daha geç
öğrenir ve normal gelişme prosedürünü daha geç
tamamlarlar. Fakat çocuğunuzun bunların hepsini
öğreneceğine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu
çocuklar için aile içi yardımın yanı sıra geliştirme
ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı da çok
önemlidir.
Down Sendromlu çocuklar birçok olağanüstü işin
üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların
öğrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan diğer
çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.
Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi
için önemlidir. Oyunların özellikle engelli çocuklar
için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk oyunları,
tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuğa keyif
verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma
ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuğa, kendisine
uygun olana katılma imkanı sağlar.
Diğer
çocuklar gibi, Down Sendromlu çocukların da fazla
oyuncağa ihtiyacı yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini
arttıracak ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak
madde ve materyallerine ihtiyaçları vardır. Oyunda
önemli bir diğer nokta ise başka çocukların da
bulunmasıdır. Çevrenizde çocuğunuza birlikte
oynayabileceği arkadaşlar arayın. Bunlar engelli
olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu çocuğunuzun
çok hoşuna gidecektir.
Birlikte oynamaktan engelli olmayan çocuklar
da zevk alacaktır. Çocuğun kardeşleri varsa doğal
olarak en iyi oyun arkadaşları onlar olacaktır.
İlk
yıllarda çocuğun gelişimi için bir destekleme
programı oldukça önemlidir. Erken destekleme sayesinde
çocuğunuz birçok şeyi daha erken öğrenebilir ve
böylelikle kendisini de geliştirebilir.
Çocuğa uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları
azaltabilir ve hareket gelişimini hızlandırabilir.
Çocuğun gelişebilmesi için yapılan yardım, öğrenme
ve geliştirme programları, tüm zihinsel ve gelişim
zorluğu çeken engelli çocuklar için aynıdır. Fakat
her çocuk tektir ve tek başına bir kişiliktir.
Bu nokta asla unutulmamalıdır.
Erken destekleme programları çok olumlu sonuç
vermektedir. Ancak bu tür programlar uygulanırken
sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür. Takdir edersiniz
ki çocukların zorunlu bir çalışma programına kıyasla
sevgiye ihtiyaçları çok daha fazladır. Ve anne-baba,
eğitim konusunu gereğinden fazla ön plana çıkarırsa
çocuğunun psikolojik dengesini olumsuz etkileyebileceğini
unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir diğer
nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar
birbirine çok fazla benzese de her birinin farklı
yetenekleri ve kişilik özellikleri taşıdığıdır.
2yaşında
konuşmayı destekleme programları önem kazanacaktır.
Çocuğun kendisini daha iyi ifade edebilmesi ve
algılamasını kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları,
kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak materyalleri
çok önem taşımaktadır. Fakat doğru bir seçim şarttır.
Örneğin seçilen bir kitabın içinde yer alan resim
ya da fotoğrafların tanınması ya da gündelik işlerde
kullanılan türden olması daha iyi sonuç verecektir.
Down Sendromu ile bağlantılı birçok hastalık
ve problem vardır. Çocukların üçte birinde kalp
problemleri vardır. Birçoğunun da mide ve bağırsak,
duyma ve görme problemlerinin yanı sıra yüksek
bir enfeksiyon olasılığı da vardır. Bu tür sorunlarda
erken teşhis ve uygun tedavi Down Sendromlu çocukların
hayat şartlarını pozitif olarak etkilemektedir.
Yukarı
Yuva hayatı...
Diğer çocuklar için olduğu kadar Down Sendromlu
çocuk için de yuvaya gitmek, hayatında önemli
bir adımdır. Uzun süre başka çocuklarla birlikte
olmak, çocuğa grup tecrübesi -başkalarından öğrenme,
birlikte öğrenme, yeni arkadaşlar edinme- sağlamaktadır.
Bazı engelli çocukların grup içinde hareket edebilmeleri
zor olabilir. Fakat onlar da birçok şeyi diğer
çocuklara bakarak öğrenebilirler. Yani diğer çocuklarla
birlikteliğe ihtiyaçları vardır.
***************RESİM 101*********
Ayrıca büyükler tarafından duygusal desteğe
ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle çocuk yuvasındaki
gruplarda önemli olan yeterli ve kaliteli personelin
bulunmasıdır. Böylelikle engelli çocukların grup
içerisinde kendilerini rahat hissetmelerini sağlayabiliriz.
Down Sendromlu çocukların ailelerinin, çocuklarını
hangi tip yuvaya gönderecekleri, kendilerine bağlıdır.
Ancak, yuva seçiminde diğer anne ve babaların
deneyimlerinden ve uzmanların görüşlerinden faydalanılmalıdır.
Down Sendromlu çocuklar okulda...
Down Sendromlu bir çocuğun yaşamında bir diğer
önemli adım da okuldur. Okul, o zamana kadar alınan
eğitim ve desteğin devamının sağlanması açısından
önem taşır. Ne yazık ki ülkemiz koşullarında engelli
çocuk sahibi anne ve babaların okul seçimine yönelik
çok fazla alternatifi bulunmuyor. Anne ve babalar
çocuklarını ya özel alt sınıflara ya da sadece
engelli çocukların devam ettiği okullara göndermek
zorunda kalıyorlar.
Yurt dışında ise durum çok daha farklı. Pek
çok ülkede engelli ve sıradan çocukların bir arada
eğitim aldığı kaynaştırma (entegrasyon) programlarına
ağırlık veriliyor. Özellikle son yıllarda oldukça
hız alan bu çalışmalar engelli çocuklar açısından
olumlu sonuçlar veriyor.
***********RESİM 072*********
Türkiye'de de kaynaştırma programları üzerine
yakın zamanda bazı çalışmalar başlatıldı. Ancak
bu çalışmalar oldukça ağır ilerliyor. Ayrıca yeterli
altyapı sistemi geliştirilemediği göz önüne alınırsa
(öğretmen, pedagog desteği vb.) çocuk için ne
kadar yararlı olacağı da tartışmalı.
Bizler Dost Yaşam Down Sendromu Vakfı olarak
çocuklarımızın olabildiğince diğer çocuklar ile
bir arada okula gitmesi yani kaynaştırma programlarından
yararlanmasını istiyoruz. Ancak, "bu dileğimizin
gerçekleşebilmesi biraz da anne ve babaların göstereceği
çaba ve kararlılıkla ilgili" diye düşünüyoruz.
Bu nedenle önümüze konulanın dışında yeni seçenekler
yaratabilmek için vakfımız çatısı altında çalışmalarımız
devam ediyor.
Aile içi yaşantı...
Down Sendromlu bir çocuğun aile için yaşantısı
(anne baba, aile, akrabalar ve komşular) ne kadar
iyiyse gelişme olanağı da o kadar çoktur. Anne
babanın çocuğa gerçekten yardımcı olabileceği
bir ilişki ancak tüm aile huzurlu bir yaşam sürdüğünde
kurulabilir.
Sevgili anne ve babalar bu nedenledir ki, kendi
arzu ve isteklerinizi yerine getirmeniz, eşiniz
ile ilişkilerinizi olumlu bir şekilde yürütmeniz,
diğer çocuklarınıza karşı gereken ilgiyi göstermeniz
çocuğunuzun yararına olacaktır. Bazı zamanlar
çocuğunuza kısa süreli olarak başkası tarafından
bakılması aileye nefes alma imkanı verecektir.
Zaman içerisinde bir çok aile çocukları ile birlikte
yaşamayı ve aynı zamanda onu olduğu gibi kabul
etmeyi öğreniyorlar.
*******RESİM 067**********
Aynı sorunlarla karşı karşıya olan ailelerin
deneyimleri hakkında konuşmaları bazen kendilerine
çok büyük yardım sağlıyor. Dost Yaşam Down Sendromu
Vakfı da bu tür görüş alış verişlerinin zaman
içerisinde geliştirilmesi ile oluşmuştur.
Çalışmalarımız sırasında gerçekleştirdiğimiz
toplantılarımızda anne ve babaların aktardığı
deneyimlerin yanı sıra birlikte olmanın verdiği
gücü hissetmek bizlere moral sağlarken özellikle
Down Sendromu ile yeni tanışan ailelere de ışık
tutuyor.
*********RESİM 066***********
Grubumuzla ilişkiye geçtiğiniz taktirde sizler
de hem aileniz hem de çocuğunuz açısından yarar
sağlayacağınızdan emin olabilirsiniz. Adres ve
telefon numaralarımız broşürümüzün arka sayfasında
yer almaktadır.
Beraberlikten güç doğar!
Sadece yukarıdaki başlığı okumanız bile amacımızı
anlamanız için yeterli. Türkiye'de yaşayan engelli
insanların ve ailelerinin yaşadığı sorunlar listesinin
sonunu getiremeyiz. Ancak sayılabilecek sorunların
pek çoğunun çözümü bir arada hareket etmekten
geçiyor. Aileler çocuklarına yardım edebilmek
için ne kadar gayret gösterseler de, bireysel
çabalar bazı sorunları çözmeye yetmiyor.
***********RESİM 078*******
Bizler bu görüşten yola çıkarak bir araya geldik
ve kocaman bir aile olduk. Sesimiz ne kadar güçlü
çıkarsa sorunlarımızı da o kadar kolay çözebileceğimize
inanıyoruz. Çocuklarımızın toplumdaki diğer insanlar
gibi yaşayabilmesi, insani haklarını kullanabilmesi
için çalışıyoruz. İsteklerimiz öyle çok da ulaşılması
zor şeyler değil. Bir anne babanın kişilik sahibi,
üretken ve sosyal çocuklar yetiştirmekten daha
doğal ne amacı olabilir? İşte bizler bu amacı
gerçekleştirebilmek için çalışıyoruz.
Siz de bir arada olmanın, dayanışmanın gerekliliğine
inanıyorsanız ve çocuklarınız için bir şeyler
yapmak istiyorsanız grubumuza katılabilirsiniz.
KÜÇÜK TAVSİYELER ...
o Çocuğunuza sevgi duyun, sevginiz arttıkça kaygılarınızın
azaldığını göreceksiniz.
o Çocuğunuza baktığınızda çocuğunuzun durumunu
değil, çocuğunuzu düşünün.
o Karamsar olmayın, unutmayın özel çocuğunuz
bunu hemen algılayacak ve üzülecektir.
o Eşinizler karşılıklı anlayış ve dayanışma içinde
bulunun, sorunlarınızı paylaşın.
o Aile içindeki diğer çocuklarınızı ihmal etmeyin,
onların durumlarını anlamaya özen gösterin.
o Durumunuzu ailenize, arkadaşlarınıza ve dostlarınıza
söyleyin. onları Down Sendromu ve size nasıl yardımcı
olabilecekleri konusunda bilgilendirin.
o Down Sendromlu çocuk sahibi aileler ile temas
kurun, onların sahip olduğu bilgileri ve deneyimlerini
paylaşın, onlarla yardımlaşın.
o Çağdaş literatürü takip eden doktorlar ve özel
eğitim uzmanları ile temas kurun ve onlara danışın.
o Beklentilerinizi sınırlamayın.
|